Derneğimiz





Kilis'e Gazel
Kilis mehd-i vücudum, mevlidim, ilk aşıyanımdır.
Kilis bağım, baharım, cennetim, aram-ı canımdır.

Turab-ı anberim, miskim, taşı yakutum, elmasım,
Suyu ab-ı hayatım, evleri Kasr-ı cinanımdır.

Rıcal-i ehl-i irfandır, nisar-ı hur-i dünyadır.
Çocuklar akl-ı evveldir, Kilis başka cihanımdır.

Zümürrütür bütün dağlar, muattardır bütün yerler
Kilis dünyada bir tane makam-ı dilsitanımdır.

Uzak düştüm fakat gönlüm kilis'ten çıkmadı Rifat
Kilisi pek sevgili annem". Kilis ruh-ı revanımdır.

Kilisli Muallim Rıfat Bilge

Kilis Destanı
Kilis'imin bağları
Kekik kokar dağları,
Kültürü aydınları
Aydınlatır çağları.

Baharında kışında,
Toprağında taşında,
Sihirli bir güzellik var,
Karataş'ın başında.

Sevdası gönlümdedir,
Hayali gözümdedir,
Tarihten ses getiren
Büyü camilerdedir.

İnsanları cömerttir,
Hem de Efece merttir.
İkramda ve sevgide,
İller içinde tektir.

Akşam güneş batarken,
Gün uykuya yatarken
Kilis bir başkalaşır
O demleri yaşarken.

Yemyeşil ovasından
Zeytinler arasından,
Anılar canlanıyor
Yılların arkasından.

Prof Dr. Alaeddin Yavaşça

Kilisime Türkü
Ne mahmur bakışı nazlı bir kızın;
Ve, ne arzuların özlediği şey...
Tılsımlı meyvesi hatıramızın
Zeytin dalı sunam, zeytin dalı hey...

Yemyeşil bereket dolsun derine;
Gerçekler söylensin masal yerine.
Duyulmadık gönül türkülerine
Kuşlar kanadıyle dokunmalı hey...

Rüzgar bu rüzgar, iklim bu iklim.
Ne şöhret isterim, ne şan, ne isim
Yiğitler diyarı güzel KİLİS'im...
Gönül kitabından okunmalı hey...

Seyfettin Başçıllar

Kilis'e Doğru
Yeter bu husterlik gönlüme yeter,
Kalk hele gidelim Kilis'e doğru,
Oruk, kübülmişse burnumda tüter,
Kalk hele gidelim Kilis'e doğru.

Beşenli, Akpınar, Zoppuna gidek,
Gazel depeleyip bir alem edek,
Söz hanek olurmuş, olursa nedek,
Kalk hele gidelim Kilis'e doğru.

Leylid'in çemine uzanıp, yatak,
Karataş' a çıkıp ovaya bakak,
Eş, dostla buluşup birkaç tek atak,
Kalk hele gidelim Kilis' e doğru.

Üzümler derilmiş pekmez oluyor,
Nuskasız, kesmesiz benzim soluyor,
Sucuk çangallardan yüze gülüyor,
Kalk hele gidelim Kilis'e doğru.

Teze zahter, teze zeytle hoş olur,
Kıymalı küfteye şerbet eş olur,
Müceddere dişe göre aş olur,
Kalk hele gidelim Kilis'e doğnı.

Esenoğlu özlem kokar sözünde,
Anılar canlamış belli gözünde,
Kilis sende, sen Kilis'in özünde,
Kalk gidelim Kilis'e doğru.

Kadir ESENOĞLU

Eski Kilis
Bir düş aydınlanıp şafakla erken
Rüzgar gibi geçti eski günlerden
Türküler, oyunlar, renkler kol kola
Çoğaldı bir dinmeyen uğultuda
Dokundu kumaşlar, sürüldü toprak
Uzunok'ta bire yüz veren başak
Gökdeniz'de su gibi binlerce dal
Herşey yarı gerçek ve yarı masal...
Abdullahlar ve Rıfadar konuştu
Parsa'dan top top güvercinler uçtu.
Nice aşıklar geçti elinde saz
Masmavi gök altında ıIık bir yaz
Bağlarda çadırlar, o şenlik günü
Akşamdan kestik hommusu üzümü.
Kına yaktık al yeşilli kızlara
Aşka kandık, sürme olduk gözlere.
Kalaylı taslara çaldık yoğurdu
Güzel çocuk seni kimler doğurdu?

Daracık sokaklar, küçük bir meydan,
Süt içtim dilim yandı amanın aman!
Mantığa esenlik, bilgiye sevgi,
Köşker çarşısından Merküpçü Rahmi,
Aşktan başı dönmüş Zihni Baba'nın,
Her zamakinden çok Allah'a yakın.
Halk konuşur kendi gönül dilince
Anne sütü gibi tertemiz Türkçe.

Bayramlar, düğünler, inanmış yüzler,
Sabrın en güzel meyvesi çeyizler.
Medresler suyu dinmeyen sebil,
Tekke' de hogörü, bağnazIık değil.
Bade sunar saki "vakt-i seherdir"
Elde altın kadeh ve dilde şiir.
Duyabilen için bir başka dünya.
Kaç bin yıl uyudun ey Hitti Ürya
Bu ufkun ucunda sessiz ve geniş?
Çağdan çağa milyonlarca sesleniş

At koşturur ta Mısır'dan Bizans'a.
Şu al toprak bir silkinip uyansa
Neler söyler kimbilir yerin dili?
Bir tepede Şeyh Muhammed Rittali,
Bir tepede Şirahbil bayrak tutar,
Üstlerinde tekbir tekbir bulutlar.

Doğan g]neş ve dağılan karanlık,
Yalın kılıç asılan Merc-i Dabık...
Her yolun sonunda bir bekleyen var,
Yoksula çömertçe açık sofralar.
Pınarlarda susuzluğun ötesi
Zaman terkisinde bir ceylan gibi
mavide yeşildir, yeşilde beyaz
Birşey ki hem duyulur, hem duyulmaz...

Çağlar geçer, acısız yakan çile,
Geçer haksızlıklar, ölümler bile.
Zulümlerle Sarı Paşa, Daldaban,
Bir altın ödenen kırmızı soğan...
Dışarda eşkiya, içerde rüşvet,
Yoksulun sırtından biriken servet...
Çal çalgıcı en yanık türküyü çal,

Arkadan vuranlar ve haksız işgal,
savaşlar, ölümler, yenilgi hüznü,
Ve Kuvayyi Milliye, namus günü
Bir ok gibi aşıyor hafızayı.
Nerde nerde o adsızlar alayı?
Niçin bağlar solgun, çeşmeler kuru?
Cami avlularında öten kumru
Son hatıra acı tatlı günlerden
Türküleri bir özleyişle geçen.

Fecir vakti ufukta altın bir kor,
Dinle gönlüm bir sela veriliyor...

Seyfettin BAŞÇILLAR

HALAY Dergisinden Alınmıştır

Eski Kilis
Kararı verdik artık seni besleyeceğiz
Gömleğimizi satıp mutlak süsleyeceğiz

Bizden evvel gelenler seni elde tutmuşlar
Her köşene bir cami bir medrese yapmışlar

Ovan zeytinle dolmuş çevreni bağlar sarmış
Her aile koynunda mutlak mesut yaşarmış

Eskiden işittim, sen böyle değilmişsin,
Cennet deye anılan ülkelere esmişsin

Güneş senin ufkunda başka bir renkte doğar
Gerildiği benliğin bir arslan gibi boğar

Caddeleri döşeli, bir evin metin kale
Çocukların, bilirler, doğmadan gelir dile

İklimler sende doğmuş dört mevsim sende yaşar
Ovan yazı yaşarken, kışın dağları aşar

Bolluk, verim ucuzluk, yalnız senden taşar
Seni tanımayanlar, görünce mutlak şaşar.

Sen cenupta ve şarkta parlayan bir güneşsin
Yalansız söylüyorum mukaddes arza eşsin

Her dağında bir veli her evinde arslan var
Seni ihmal edenler sonunda görür zarar.

Sacit İpekçioğluKadir ESENOĞLU

Dörtlük
Tıp, hukuk, mühendis her okul tanır
Kilis'i görenler iş evi sanır.
Yurdun her yanında şöhret kazanır
Gülerek yetişir Kilis gençleri.

Galip KELEŞ

Kıt'a
Tıp, hukuk, mühendis her okul tanır
Kilis'i görenler iş evi sanır.
Yurdun her yanında şöhret kazanır
Gülerek yetişir Kilis gençleri.

Galip KELEŞ

Kilis Koşması
Mercidabık ova kilim gibidir
Leylit'in çemleri elim gibidir
Akpınar, Zoppun'un gönlüm gibidir
Kilis'in, serhaddim, sefalı şehrim

Heyirler dallarda ballanmış duror
Tommuz sıcağında şıttıflar kuror
Summaklar keflenip damağa vuror
Kilis'im serhaddim sevimli şehrim.

Elhani Oğur'um Kazmiz'in oğlu
Yoğurtlu küfteyi severim yağlı
Künefe kızaror ellerim bağlı
Kilis'im serhaddim sevgili şehrim.
Uğur ELHAN

Hüznümü saklarım gamsız sanırlar
Derdimi yanamam ona kanarlar
Kim bilir gün gelir belki anarlar
Ekilen bir sese anar , yanarlar
Mezanm gönüller diyarı olsun
Yılmaz DOKUZLUOĞLU

Hayatın tadı yok çekilmez bela
Geçen gün maziye bar olur gider
Ne kadar iyimser eksen de gülü
Zamana uyarak har olur gider.
Nihat FERAH
Kültürü

Kilis Hakkında