|

Derneğimiz
|
|
Mehmet Yılmaz Alp - Bir gün, o şehrin garında çağrısına koştum hatıraların...
İstasyonların, garların, terminallerin,limanların hüzünlü bir havası vardır.Bir taraftan ayrılma, bir taraftan kavuşma hayalleri içinde bir yerden bir yere gitme telaşı içindeyizdir.Bazen acılarımız, aşklarımız, hasretlerimizle yorgun...bazen kavuşma özlemlerimizle heyecanlıyızdır.
Ne olursa olsun bu mekanlarda hep bir telaş ve yabancılık duygusu hakimdir.Herkes birbirine yabancıdır.Kimsesizler,yoksullar,belki de gidecek parası olmayan, yersiz,yuvasız insanlar orada bir sığıntı gibi hayatın azgın pençelerine direnmeye çalışırlar.
O garip ve karmaşa dolu garlarda yola çıkmış, birçok kez yolcu uğurlamışızdır.Bazen heyecanla bir dostumuzu, bir arkadaşımızı sabırsızlıkla beklemişizdir.İşte o anların hepsi bir hatıra yumağıdır.Bazen o hatıraların seline kapılarak o mekanlara gider sanki birilerini uğurlayacak veya karşılayacakmış gibi yaparız.Kendimizi avuturuz.Yahya Akengin:"Bir gün o şehrin garında çağrısına koştum hatıraların." diyor.Biz de "Hatıraların çağrısına koşar" hatıraları yeniden yaşarız.
Hayatın bir dönüm noktasıdır bu mekanlar.Acı kampanalar,vapur düdükleri,otobüs kornaları hep bir yolculuığu, ötelere gitmeyi, çabuk davranmayı ikaz eder.
Aracımızı beklerken sıkılır, bıkkınlığa kapılabiliriz.Çıkılan her yolculukta dönmek de vardır, dönmemek de.Tanıdıklar bel ki de yabancılaşarak dönecektir geriye.Necip Fazıl İstasyon adlı şiirinde bu değişimi ve yabancılaşmayı dile getirir:
Burda gelir insana
Boş günlerin usancı
Çalar birden kampana
Ölüm çanından acı
Sonra bir düdük öter,
Kesik çığlıklarla der:
Burdan bildik gidenler
Yarın döner yabancı.
İlhan Geçer küçük istasyonların hüzünlü atmosferini şiirleştirir.Şiirin bütününde küçük istasyonlar ile yalnız,kimsesiz insanlar arasında benzerlikler ifade edilir:
Nedense küçük istasyonların hali
İnsana hep hüzün verir
Tek başına unutulmuş gibi
Ağaç toprak ve demir
Cam arkasında solgun yüzlü bir kadın
Mahzun gözlerle bakar çekilir
Nedense küçük istasyonlar bana
Buruk yalnızlıkları tattırır
Gurbeti acı acı çalar kampana
Kavruk ağaç kara vagon gökte yıldız yalnızdır
Hayatın dağdağası, koşuşturması içinde bazen derinliği , enginliği ve ufku kaybedebiliriz.Kaos ve karmaşa insanı sığlaştırır.Melekelerini zayıflatır.Bir an gelir insan gökyüzüne bakar,bulutların akınına bakar ,umutlanır,bulutlara hayran olur:
Bakıp imeniyorum akınına
Şehrin üstünden geçen bulutların
Belki gidiyorlardır yakınına
Rüyamızı kuşatan hudutların
...
Biz de hafif olsaydık bir rüzgardan
Uzansaydık yağarak iplik iplik
Tohumları susamış tarlalara
Bahar gölge ve yağmur götürseydik
A.Muhip Dıranas(Şehrin Üstünden Geçen Bulutlar)
Hayatın içinde yaptığımız yolculuklar "büyük yolculuk" ile bir tanışmadır.İstasyonlar, garlar, terminaller,limanlar...o "büyük yolculuğa" hep bir işaret verirler.Yoğun bir sır yüklüdürler.Hayatın geçiciliği,gelgitleri bu mekanlarda adeta kısa film tarzında izlettirilir bizlere.
İnsan bu değişimi,dönüşümü,başkalaşmayı,yabancılaşmayı bir türlü kabullenemez.
"Bir gün, o şehrin garında çağrısına koşar hatıraların."
Mehmet Yılmaz ALP
|
|
Köşe Yazıları
Kilis Hakkında
Kilis Genel Bilgiler
 İl Plaka Kodu: 79
 İl Nüfusu: 114724
 Merkez Nüfusu: 70670
 Yüzölçümü: 1642 km2
 İlçeleri: Elbeyli, Musabeyli, Polateli
 Beldesi: Yavuzlu (Merkez)
 Kurtuluşu: 07.12.1921
 Telefon Alan Kodu: 348
Atatürk diyor ki:
 "İlk defa ayak bastığım bu Türk şehrindeki uyanıklığa cidden hayran kaldım. Ve bir daha iman ettim ki bu millet asla ölmeyecektir. Var olun Aziz Kilisliler!"
Mustafa Kemal ATATÜRK
|