|

Derneğimiz
|
|
Mehmet Yılmaz Alp - Uğur Elhan Hocam
Uğur Elhan Hocam bana "Sevda Türküsü" adlı şiir kitabını göndermiş. Uzun zamandan beri merak ediyordum bu kitabını. Çünkü 1982-83 yıllarında onun şiirlerini okuma fırsatı bulmuştum. Hatta bazı şiirlerini defterime yazmış defalarca okumuştum. O şiirlerden birçoğunu kitapta görüp lise yıllarıma döndüm hayalimde.
Kilis Lisesi, Kilis Ortaokulundan sonra zor alıştığım bir okuldu.Kilis Ortaokulunu başarılarla bitirmiştim. Bu tarihi ve güzel okulda dostluk ve arkadaşlıklar kurmuştuk. Ancak liseye geçince hayli zorlandım. Alışmak kolay olmadı. Lise uzak, kalabalık ve soğuk gelmişti bana. Zamanla alıştım. Bunda da Uğur Hoca'nın yakın ilgisi önemli bir etkendi.
Uğur Hoca, benim için bir abi gibiydi. Derslerime gelmedi; ama Kültür ve Edebiyat Kolu faaliyetlerini yürütürdü. Haftada bir günlük bu ders benim için çok önemliydi.. Duvar gazetesi çıkarırdık. Bu gazetede öğrenci arkadaşlarımızın yazı ve şiirlerini yayımlardık. Uğur Hocam da bazen şiirlerini verirdi."Dostlarcasına" adlı şiiri ilk kez bu duvar gazetesinde yayımlamıştık. Bu şiirde yeni, orijinal bir söyleyiş, etkileyici imajlar vardı. Bu güzel şiiri şöyleydi:
Gözlerimiz itiverir bizleri
Duyumlar ötesine dalarcasına
Yuvar yuvarlanır anılar
Yağmurlar yağdırır çatlarcasına
Del'olanda ayrılır sıladan
Gönlümüz darmadağın saçlarcasına
Kara gölgelere acı çekeriz
Umudu yitirip ağlarcasına
Bahar mı gelir, yaz mı gelir
Mevsimler ararız yıllarcasına
Bir kez olsun arayıp da bulunca
Birden kaybederiz dostlarcasına
Bu şiiri bende Uğur Hoca'nın şairlik yönüne bir güven ve saygı uyandırmıştı. Edebiyat öğretmenleri sanattan anlamalı ve mutlaka yazmalıydı bana göre. Uğur Hocam ilk kez karşıma kalem sahibi biri olarak çıkmıştı. Ona şiirlerimi verdim. Dostça ilgilendi. Yer yer düzeltmeler yaptı. Beni yazmaya teşvik etti. Bu anlamda bende hakkı çok büyüktür.
Lise ikinci sınıfta bir gün kendimi Türk halk Müziği koro çalışmasında buldum. Şaşırmıştım. Kültür ve Edebiyat Kolunun faal bir öğrencisiydim; ama müzikte hiçbir başarım yoktu. Hatta ne sesim, ne kulağım var. Mahcup olmak da vardı işin içinde. Koro çalışması yapılacak sınıfa girmedim. Sınıfın kapısında Uğur Hocayı bekledim.
-Hocam benim müzik kabiliyetim yok, dedim.
-Olsun,önemli değil!Sen bu koronun yöneticisi ve temsilcisi ol. Bana yardımcı ol, dedi.
Ben de sevinerek kabul ettim. Uğur Hoca'nın o çalışmada farklı bir sanat yönüne şahit oldum. Kilis türkülerini mükemmel söylüyor ve koroyu çok titiz bir şekilde çalıştırıyordu. Bizler güzelim Kilis türkülerin tadına varmaya başlamıştık.
Zeytin yaprağı yeşil/Aman bir Yar elinden
Altında kahve pişir/Aman Bir yar elinden
As beni sallanayım/Aman bir yar elinden
....
Cenderme çavuşuyam /Amanın amanın
Yol verin savuşuyam/Amanın amanın
...
Kuru kastel akmıyor hah hah ha nanay
Yar yüzüme bakmıyor hah hah ha nanay...
Bu türkülerle okulu inletiyorduk. Birkaç ay içinde koromuz hazırdı. Kilis Lisesi gecemizi "Kilis Öğretmen Okulu"nun salonunda yaptık. O gecede birçok faaliyetimiz vardı:Kilis türküleri korosu, güveyi gezdirme, piyes v.b. Kilis halkı, lise gençliğinin bu faaliyetini coşkuyla alkışlamış ; bizler güzel bir gece yaşamış onlara güzel bir gece yaşatmıştık.
Ortaokul ve lise yıllarımda şiir okumaya ve diksiyona meraklıydım. İyi bir radyo dinleyicisiydim. O yıllardaki Radyo1, Radyo2 programlarını, arkası yarınları kaçırmazdım. Devlet tiyatrosu sanatçılarını, TRT spiklerlerini hayranlıkla dinler ve takip ederdim. Kendimce sesimi eğitmiş "iyi şiir okuyan, takdim yapan" bir öğrenci olmuştum. Bu yüzden resmi bayramlarda şiir okuma, sunum yapma görevlerini bana verirlerdi.
Lise üçüncü sınıfta, Uğur Hocam Cahit Külebi'nin "Atatürk Kurtuluş Savaşında" adlı uzun şiirini oratoryo olarak sahnelemek istedi. Okulda iyi şiir okuyabilecek öğrencileri seçip faaliyeti başlattı. Ben solo erkek, Fatma Kandemir arkadaşım da solo kız olarak önemli bir görev üstlenmiştik. Bazı kısımları da korolar okuyacaktı. Fonda bağlama şiirlere eşlik ediyordu.
Cahit Külebi'nin bu uzun şiiri hala değerinden bir şey kaybetmemiş lirik-epik bir destandır.Bu şiirden bir bölüm:
Bizim süvarimiz amma da ata biner!
Ayağı yere değer, başı göğe değer.
Bizim piyademiz yola yeğin gider
Bastığında toprağı ezer
Bizim topçumuzun narası hay babam hay!
Gülleden beter...
Uğur Hoca'nın "Gülleden beter" dizesini tok, canlı ve heybetli bir üslupla söyleyişini hiç unutamam.Böylece günlerce çalıştık ve özel bir günde lise binamızın zemin katında bu temsili verdik. Bu faaliyette de Uğur Hoca'nın çok emeği ve etkisi vardı. Bu çalışmalarla öğretmenin sınıfta teorik bilgiler veren bir öğretici olmadığını, aynı zamanda bir eğitici olduğunu da görüyorduk.
Uğur Hoca'yla yaptığımız bu oratoryo çalışması meslek hayatımda çok işime yaramıştı. O çalışmalarda deneyim kazanmıştım. Ben de meslek hayatımda aynı oratoryoyu biraz daha dramatize ederek sahnelemeyi gerçekleştirdim. Ayrıca Seyfettin Başcıllar'ın "Beyaz Poşulular" şiirini -sanıyorum 1993'te- Ankara'da, bir 7 Aralık gecemizde Kilisli gençleri organize edip çalıştırarak oratoryo tarzında sahnelettim. O geceye çok yeni ve farklı bir hava ve heyecan katmıştık. Bilindiği gibi bu tür geceler sıradan bir gazino eğlencesinden öteye gitmemektedir. Merhum Şinasi Çolakoğlu böyle bir çalışmadan dolayı bizleri onore edici bir konuşma yapmış beğenilerini içtenlikle dile getirmişti.
Uğur Hoca'nın Kilis Musiki Derneğine devam ettiğini biliyorduk. Bu dernek güzel konserler veriyordu. Müzik hocamız merhum Abdullah Kantar yönetiminde izlediğim bir konseri hiç unutamıyorum. Kız Meslek Lisesindeki bu konser sanırım 1993 yılının bir bahar ayında gerçekleşmişti.Avni Keçik Hocam özenli ve güzel Türkçesiyle takdimleri yapıyordu. Uğur Hocam bu konserde mükemmel bir solo sunum gerçekleştirmiş; kulaklarımızın pasını silmişti.
Liseyi bitirdikten sonra yüksek okul için Ankara'ya gittim. Daha sonra ailem Ankara 'ya taşındı. Yirmi küsur yıldır Kilis'e çok az gidip gelebildim. Bazen hocamla görüşüp sohbet edebiliyorduk. Uğur Hocam mütebessim yüzüyle bizi karşılıyor; bizlere moral ve motivasyon aşılıyordu.
"BİR ERGUVAN MASALI" / ZENGELAK AĞACI
Zeytin Dalı dergisinde Uğur Hoca'nın şiirleri ve denemeleri yayımlanıyordu. Bunları okuyarak Hocamın duygu ve düşünce dünyasını takip edebiliyordum. Bu faaliyetlerinde şairlik yönünü bildiğim Hocamın bir de denemecilik yönüne şahit oluyordum. İşte bu denemelerden bir tanesi onun gerçek şair duyarlılığını bizlere hissettiren nefis bir eserdi. Sait Faik: "Balıkları tanımadan hikayeci olunmaz!" demiş. Ben de çiçekleri tanımadan şair olunmaz, derim. "Bir Erguvan Masalı" denemesi sanki bir şiir. Nasıl güzel anlatıyor bize erguvanı. Ben ve birçok edebiyatçı bunu nasıl ıskalamışız.. Denemeden bir bölüm:
" Erguvan, eflatun ya da leylakî diye bilinen renk, Kilis'in egemen rengidir. Kilis, renk olarak algılanacak olsa ; hemen akla zeytinin yeşili ile yüzlerce varlığa rengini veren erguvan ve tonları gelir....Benim erguvana olan tutkum ve ilgim, çocukluk yıllarımda başlar. Zemheri sonunda çıkan mor sümbülleri seyre doyamazdım. Akcurun'daki havuşlu evimizin "boyraz geçesi"nde kırtasiyeler (ortanca) vardı, bir de ekinlikte gömülü leylak ağacı her ilkbaharda çılgınca açardı. Ben aşıktım onların renklerine. Kimi zaman hayallerim bile erguvanlaşır, kendimi Sinbat'ın ya da Ali Baba'nın dünyasında düşlerdim. Erguvan renkli billur saraylarda tüten erguvan tütsüler, erguvan mermerlerde çağıldayan erguvan sular, erguvan ipliklere bürünmüş erguvan güzeller, erguvan flütlerden yayılan erguvan nağmeleri...
Şu sıralarda , yani mayıs aylarında hangi erguvan var içimizde biliyor musunuız? Zenzelak ağacının erguvanı. Zekeriya Korkmaz Bulvarı'ndan ta Dinazorlu Park'a kadar keskin bir kokuyla yakar genzimi erguvan."
İşte "Bir Erguvan Masalı". Hayır hayır gerçek bu. Düşsel bir gerçek.Düşle gerçeğin buluşması? Bu denemenin rüzgarıyla Kilis'teki Zengelak ağacını görmeyi ve keskin erguvan kokusunu teneffüs etmeyi özlem ve sabırsızlıkla beklemekteyim. Ellerine sağlık hocam. İşte deneme ustalığı bu olsa gerek.
"SEVDA TÜRKÜSÜ"
Üç bölüme ayrılmış şirler "Sevda Türküsü"'nde.Birinci bölüm Sevda-yı Elhan.Genellikle koşma tarzında heceyle yazılan şiirler.Aşkı, sevdayı, hasreti,yoksulluğu... lirik bir anlatımla şiirleştirmiş Uğur Hoca.Yer yer Karacaoğlan izleri görebiliyoruz.Duyguları hep yoğun ve derinliğine yaşamakta:
Güzel seni gördüm gece düşümde
İpekler giyinmiş gezer durursun
Onulmaz yaralar kanar döşümde
Hicran oklarıyla bezer durursun
...
Ağacım, budağım, dalım kurudu
Kaymağım, şekerim, balım eridi
Dermanım kalmadı evvel var idi
Dudaktan em vermez üzer durursun(Sevgiliye Ağıt)
Taşlama örnekleri var bu bölümde.Hayata eleştirel gözle bakan halk filozofu oluyor sanki bu şiirlerde:
Gözleri göremez kimi gerçeği
Elif sanır elindeki merteği
Bıldırcınla karıştırır ördeği
Baz olup yayladan uçsan ne fayda
Beş vakit namazı kıldın ki farzet
Her daim Musfah'a daldın ki farzet
İlminle dünyada nam aldın farzet
Cennette Kevserden içsen ne fayda (Şu Dünyadan Gelip Geçsen Ne Fayda)
Uğur Hoca'nın şiirlerinde ince bir duyarlığı, hüznü ve özlemi, yalnızlığı, sevdayı güzel bir Türkçe tezgahında dokuyarak sunduğunu görüyoruz. Canlı, sıcak, güçlü bir Türkçe erguvan çiçeğinin rengi ve kokusu gibi büyülüyor bizleri.
İkinci bölüm:"Bir Yerinden Yaşamın".Bu bölümde yer yer İkinci Yeni şiirinin duyarlığına yaklaşan bir üsluba tanık oluyoruz. Özellikle "Mi?" ve "Değilse" adlı şiirlerde psikolojik derinlik ve bilinçaltının dışavurumu belirginleşiyor. "Sevda Türküsü" adlı şiirinde çiçeklerin ağaçların sevdalı türküsünü duyuyoruz:
Küçük ağaç çiçeğe
Sen, küçüğüm
Türküye durmuşsun büyür gibi.
İlk yaz erken gelmiş
Kırlangıçlar da çok genç
Yirmisinde zerdali
Henüz on dördünde akağaç
Sen küçüğüm
Yoncalar misali türküye durmuşsun
Türküye durmuşsun büyür gibi
Sevda türküsü bu.
Uğur Hoca'nın Kilis üzerine yazdığı şiirleri var kitabının son bölümünde. Bu şiirlerde lirik bir ses, yiğitçe bir söyleyiş hissedilir:
Mercidabık ova kilim gibidir
Leylit'in çemleri elim gibidir
Akpınar Zoppun'un gönlüm gibidir
Kilis'im, sehaddim, sefalı şehrim
Bir canım olsa da versem yoluna
Can sevgilin oldum girdim koluna
Bugün kimse bakmaz olmuş haline
Kilis'im, serhaddim, vafalı şehrim (Kilis Koşması)
...
"Kilis Söylencesi" adlı şiirinde çocukluk özlemi temasın işlendiğini görüyoruz
O zamanlarda bağlardan
Bağlardan bir tatlılıktı akan
Çocuk belleğimden uzanıp
Bir tas su gibi yakılan bir söylenceyi paylaşırdık
Sesimiz gece sesiydi her tiyekte
Nefesimiz kahve tortuları ve dibekte
Ve çılgın bir at gibi soluk soluğa
Beyaz beyazdı düşlerimizde
Yeşil de yeşil
Güz hüznü değil
Hala yaşanan bir yaz barışı
...
"Kilisli" adlı şiirinde serbest söyleyişle Kilisliyi, her gün gördüğü yaşadığı kişilerden hareketle sembolize ederek anlatır. Kilisli şiirinin derinliği,imajları ve üslubuyla çok kalıcı bir özellik arz ettiğini söyleyebiliriz. Bu şiirde Kilisli erkek, gelin, çocuk, ihtiyar, anne ne güzel tasvir edilir:
...
Gelini
Yeşili bağlayan ala karşı
İçinde düğüm düğüm acılar
Yüreği küçük çarşı çeşmesi
Şurahbil tepesinde yağmur iplik iplik
Kesmelikten beri
Çocuğu,
Yarım kalmış düşlerin yolculuğu Kırmızı balonları,tengirşeği
Omzundaki göz boncuğu
Bayramların gül kokan sabahlarında
Kına yakılı elleri Allah'a yakın
Salınır selam sancakları
Bayramoğlu Tarlasında
Musalladan beri.
...
Kilis temalı şiirler başta Seyfettin Başcıllar olmak üzere birçok şairimizde mevcuttur. Avni Keçik Hoca, Hasan Şahmaranoğlu, Muhlis Salihoğlu, Hüseyin Toprak... Kilis temalı ilgi çeken güzel şiirler yazmışlardır. Bu şiirleri bir araya getirip güldeste yapabilsek ne güzel bir kültür hizmeti olur.
Uğur Hocanın şiirleri üzerine detaylı bir inceleme yapılabilir. Hatta bu kitap üzerine bir tez bile yapılması gerekir. Ben bu yazımda onun şiir dünyasından kesitler sunabildim.
Sevda Türküsü kitabında elbette feda edilebilecek şiirler var.Ama bu durum Uğur Hoca'nın "hakiki şair" kimliğine gölge düşürmez.
Uğur Elhan Hoca'nın "Sevda Türküsü" adlı kitabındaki şiirler incelendiğinde psikolojik, sosyolojik ve folklorik zenginliğiyle çağdaş bir şair, çağdaş bir halk ozanı daha iyi algılanabilecektir.
Uğur Hoca şiir, deneme, resim ve müzik alanında eserler veren çok yönlü bir sanatçı. Desenleriyle şiirlerini süsleyen bir ressam. Türk sanat müziğini mükemmel yorumlayan bir solist ve bestekar. Hayatını eğitime adamış bir eğitimci...
Üzerimde çok emeği olan sevgili Uğur Hocam'a esenlik ve mutluluk dolu günler diliyorum.
Mehmet Yılmaz ALP
|
|
Köşe Yazıları
Kilis Hakkında
Kilis Genel Bilgiler
 İl Plaka Kodu: 79
 İl Nüfusu: 114724
 Merkez Nüfusu: 70670
 Yüzölçümü: 1642 km2
 İlçeleri: Elbeyli, Musabeyli, Polateli
 Beldesi: Yavuzlu (Merkez)
 Kurtuluşu: 07.12.1921
 Telefon Alan Kodu: 348
Atatürk diyor ki:
 "İlk defa ayak bastığım bu Türk şehrindeki uyanıklığa cidden hayran kaldım. Ve bir daha iman ettim ki bu millet asla ölmeyecektir. Var olun Aziz Kilisliler!"
Mustafa Kemal ATATÜRK
|