Derneğimiz





Mehmet MISIRLIOĞLU - KİLİS'TE KIPÇAK ve KUMAN (KAMAN) LAR

 

Tarih araştırmalarında arkeoloji ve belgelerin tıkandığı yerde konuşma dili ve bölgedeki yer isimleri ön plana çıkmaktadır. Kilis Musabeyli İlçesindeki köy ve muhit isimlerinden Türklerin Kıpçak, Kuman (Kaman) boylarının izlerini görmekteyiz. Kilis ilimizin Musabeyli ilçesinin Gündeger köyünün eski adı Kaman'dır. Kaman orta Asya'da ki bazı yerleşim yeri ile boyların adı olarak kuman, kaman, kama diye geçmektedir.


Diğer taraftan Elbeyli ilçemizin bazı köylerinde Barak'lar yaşamaktadır.

Kıpçak ve Kumanları tarihi olarak ele alırsak;

Hunlar MS. 350'de Kafkasya'nın kuzeyine doğru Hazar denizi ile Karadeniz arasında yaşamakta olan "Alanları" yenerek Hazar Denizi bölgesinin büyük bir kısmını kendilerine bağladıktan sonra, Güneye doğru ilerlemiş ve bugünkü Türkiye arazisini istila etmişlerdir. Edessa (Bugünkü Urfa) Piskoposu Efraim onlar hakında: "Bunlar Yec'üc ve Mec'üc'ün süvarileridir; atları üstünde fırtına gibi uçuyorlar, karşılarında hiç kimse duramıyor" diye yazmıştır. Hunlar MS. 375'de Don nehrini geçmişler, Hermanarik'in hâkimiyeti altındaki Gotları yenerek beraberlerinde onlarıda sürüklemişlerdir. MS. 378'de Edirne civarına ulaşan Hunlar, Roma İmparatorluğu'nun Doğu-Roma ve Batı-Roma diye ikiye ayrılmasını çabuklaştırmışlardır. Askeri bakımdan devamlı hazır oluşları ve gelişmiş atlı taktikleri sayesinde toprağa bağlı Cermen kavimleri ve hatta yüksek kültürlü Romalılar üzerinde üstünlük sağlayabilmişlerdir. MS. 380 yıllarındaki genel karışıklıkta, Tuna ötesinde ve Pannonya'da da Hunları görüyoruz. Viyana yakınındaki Carnuntum'da yapılan kazılar, Hun silahlarının tipik örneklerini gün ışığına çıkarmıştır.


J. Marquart, arap El-Bîrûnî, Muhammed El -Avfî ve Ermeni Mattheos Uhajec'in muhtevalı haberlerine dayanarak, kabile ittifakının çekirdeği olan Kuman kavminin, V-V11 yüzyılda Amur nehri bölgesinde yaşayan, Moğol karakterli büyük bir konfederasyonda koptuğunu sanmıştır. Kumanlar daha sonra müstakil bir kavim haline gelmiş, sonra da Kitay kavinin hücumu neticesinde batıya doğru itilmiştir. Şaşkınlık yaratacak kadar hızlı bir kavim dalgası halinde Asya'dan ve Doğu Avrupa'dan geçerek, Amur'dan Tuna'ya kadar olan bölgede yerleşmiştir. Marquart, Arap Muhammed el- Avfî^ye dayanarak Sârî adını zikretmiştir. Barthold'a göre Sârî kavim adıdır ve Türkçedeki sarı kelimesiyle aynıdır.


Rus tarihçisi Profesör Raim Gumeroviç Kuzeyev'in "İtil-Ural Türkleri" adlı kitabında sayfa 178 de "Kıpçakların Başkurdistan'da görünmeleriyle ilgili olarak Moğolların Doğu Avrupa fetihleri başlamadan önce, Deşt-i Kıpçak bozkırlarına Moğol öncü birliklerinden daha erken ulaşan korkunç söylentiler, göçebeleri hareketlendirdi. Lavrentyev salnamesinde (1239) Kıpçakların yığınlar halinde Tatarın önünde Bolğar topraklarına doğru hareket ettiklerini anlatmaktadır.


Benzeri bilgiler doğu kaynaklarında da yer almıştır. İbni El-Esir'e göre, Moğol birliklerinin yaklaşmasının hemen öncesinde Kıpçaklar herhangi bir savaşa girmeden kaçıyorlardı; bazıları bataklıklara, bazıları dağlara saklandı,
bazıları da Rus ülkesine gitti.


Ebu'l Gazi ise Kıpçakların önemli bir kısmının Urallara ve İtil boyuna yöneldiler. " Diye kaydetmektedir. Yine aynı yazarın sayfa 185 de Kıpçaklar, Kırım Tatarları Kırgızlar ve Kazaklar arasında da görülmektedir; Ayrıca Kazaklar arasında Kıpçak kabileleri en kalabalık ve dal budak atmış kabiledir." Diye belirtmektedir.


Kırım Asıllı Rus Tarihçi Lev Nikolayeviç Gumilev'in "Muhayyel Hükümdarlığın İzinde" adlı kitabının sayfa 109'da "Guzların doğusunda, İrtiş'den Tobol'a kadar uzanan orman-step şeritte Kimak (Kimek) lar oturuyorlardı. Gerek Çinli ve gerekse Müslüman Doğulu yazarlar onlara Kıpçak derler. Kimaklar kalabalıktılar ve boy yapılarını koruyorlardı. Başlarında bir hakan bulunuyordu. Hakanın yazlık otağı Kamanya şehrindeydi. Bu şehrin yeri tespit edilememiştir ve belki de keçe yurtlarından oluşan bir şehirdi. Kimaklar XI. Yüzyıl ortalarında Diyeper (Özü) civarında gözükmeye başlayınca, Ruslar onlara parlak saç renklerinden dolayı (polova kelimesi Rusca'da ince kıyılmış parlak saman demektir) "poloves" adını verdilerse de, Batı Avrupa dillerinde Koman (Kuman) adıyla zikredildiler. Bunlar Orta Asya Hunları'nın torunları Çumugun (Çümügün), Kıpçaklar ve Kanlılar'dan bir halk idiler " diye yazmaktadır.


Kıpçakları; Orta Asya'dan Karadenizin kuzeyinden, Kafkaslardan, Anadolu'dan ve Balkanlarda görmekteyiz. Tuna köprüleri sahife 106 "Kuman-Kıpçak adlarıyla Mısır'daki Memlûkların adları da akrabalık göstermektedir. Memlûkların Kıpçaklardan askere satılmış kölelerdi ve bunlar yavaş, yavaş Mısır'ın efendileri olmuşlardı. Arap kaynakları bunların adlarını toplu olarak muhafaza etmiştir." Diye yazmaktadır.


A. G. GALSTYAN 'ın Ermeni Kaynaklarına göre Moğollar adlı kitabın sayfa 51'de "Funduktar diğer ismi Zahir Rüknü'd-din Baybars Funduktar (1260-1277)'dır. Memluk Sultanı, Türk soyundan gelmektedir. Memluk devletinin esas kaynağını Kıpçak köleleri'dir diye belirtmektedir. XIII. Yüzyılda Suriye ve Mısır'a özellikle Kıpçakların çok gelmesinden Kıpçak bozkırlarında ekonomik durumların bozulup, kıtlık ve bulaşıcı hastalıkların hayvanları yok etmesi etkili oldu. Bu sebeplerden dolayı Kıpçaklar da, Rusların adetlerine uyarak gençlerini parayla sattılar. (Daha geniş bilgi için bkz. Janos Eckman, Hârezm, Kıpçak ve Çağatay Türkçesi Üzerine Araştırmalar, yayına hazırlayan Osman Fikri Sertkaya, Ankara 1996, s.52, 67; A. Gökbel, Kıpçak Türkleri, Ötüken Yayınları, İstanbul 2000, s. 100) Baybars'ın Mısır'a bir köle olarak geldiği bilinmektedir. Daha sonra Moğol, Abâkâ Han'ın Memluk Sultanı Baybars için kullanmış olduğu şu ifade de oldukça manidardır. "Sen Sivas'ta satın alınmış bir kölesin; dünya hükümdarına (Moğollara) karşı nasıl muhalefet edebilirsin?" Bu cümle Memluk Sultanın "Kölemen" menşeli olduğunu açıkça belirtmektedir. "


Kazakistan'ın kuzeyinden uzanan Ural dağlarında ve Rusya federasyonu toprakları içinde "Kam(ens)" adında bir şehir, yine Ural dağlarının batısında uzanan Volga nehri kıyısında kama gölü ve bu gölün güneyine doğru uzanan vadi ve ovalara kama denilmektedir. Kafkaslarda Rusya Federasyonu topraklarından Karadeniz'in kuzeyinden yer alan Azak Denizi'ne dökülen Kuban Nehri yer almaktadır. Ayrıca Ukrayna ülkesinin Kiev şehri güneyinde Karadeniz'e uzanan bölgede (K) Uman diye bir şehir bulunmaktadır. Ukrayna'nın Moldova sınırında Kam-yanets diye bir şehir yer almaktadır. Batıya doğru gidilince, Balkanlarda Makedonya'da Üsküp şehri'nin kuzeyinde Kumanova diye bir yerleşim yeri bulunmaktadır.

Macar Türkoloğu Prof. Dr. László RÀSONYI 'nin Tuna Köprüleri adlı kitabından; KRASSO-SZÖRENY vilayetinde, 1478'de belirli bir rol oynamış ve kraldan milli soyluluk almış olan Gaman ailesi Kuman-knez menşeliydi. Kuman adı çok sayıda başka Kıpçak dilinde ve Kumancada anlamı yaban domuzu, bazende "Kahraman" idi. Şahıs adı olarak kullanılışına dair ise: Kazakça Erkaman, ay küçültme ekiyle başkırtca Kamanay'dır. Kırgızların Manas destanında Kös Kaman şeklinde geçmektedir.


Tuna köprüleri adlı kitap da sahife 1 den Hunlar 375'de Don nehrini geçmişler, Hermanarik'in hâkimiyeti altındaki Gotları yenerek, beraberlerinde onları da sürüklemiştir. 378'de Edirne civarına ulaşan Hunlar, Roma İmparatorluğu'nun Doğu-Roma ve Batı-Roma diye ikiye ayrılmasını çabuklaştırmışlardır. Askeri bakımdan devamlı hazır oluşları ve gelişmiş atlı taktikleri sayesinde toprağa bağlı Cermen kavimleri ve hatta yüksek kültürlü Romalılar üzerinde dahi üstünlük sağlayabilmişlerdi" diye belirtmektedir.


KAMAN adı Orta Asya'dan gelen bir Türkçe kelime olduğu gibi, Orta Asya'dan Balkanlara kadar geniş topraklarda kahramanlıklar göstermiş bir Türk boyunun adıdır.


Kilis ili Musabeyli ilçesinden bazı muhit isimlerini incelediğimizde; Balikli köyünü arazilerinden ve hemen Musabeyli ilçesi bitişiğinde "Saçaklı" diye mevki vardır R. G. Kuzeyev'in İtil-Ural Türkleri adlı kitapta sayfa 245 de " Başkurt Salüt boyunun eski Moğol kökenleri Tuvaların Salçak nahiyesinde bir Salçak boyu vardır." Diye belirtmektedir. Salçak kelimesindeki (L) harfi kalkarak Musabeyli'de Saçaklı adını almıştır. Yine Ural-İtil Türkleri adlı kitap da sayfa 245 de "Salütler'in konuşma dili, Kuzeydoğu lehçesinin müstakil Salzegut (veya Sinara-Karabulak) şivesini oluşturmaktadır. Bu şivenin ses düzeni çerçevesinde; tüm durumlarda z ve z yerine h telaffuz edilmesi temel bir özelliktir: kazar (kazlar) yerine kahtar denilmektedir" diye belirtiyor. Balikli köyünün doğusunda yer alan k(ün)ahtar adında bir koruluk bulunmaktadır. Burada k-ile ahtar arasına bir (ün) hecesinin geldiğini ve bir benzerlik oluşturduğunu görmekteyiz.


Yine Musabeyli ilçesi Şenlikçe ve Vıjlı köylerinin kuzeyinde Teştin Deresi adında bir dere yer almaktadır. İtil-Ural Türkleri adlı kitapta sayfa 176 da "Kıpçaklar X. Yüzyılda, belki de daha önceleri, güney (Sır-derya havzası) ve batı (İtil boyu ile Güney Rusya bozkırları) yönlerine doğru muhaceret ettiler. Çünkü tam bu sıralarda Sır derya ve Aral civarında ki bozkırlara Deşt-i Kıpçak adı verilmiştir. Kıpçaklar'ın yerleşmesi ve yükselişine paralel olarak bu yeni ad batıya doğru yayıldı; X. Yüzyıl sonraları ile X11. Yüzyıl başlarına doğru Avrasya'nın oldukça geniş bir şeridi (İrtiş'dan Tuna'ya kadar) Kıpçak Bozkırı-Deşt-i Kıpçak olarak adlandırılmaktadır" diye belirtmektedir. L. N. Gumilev'in "Muhayyel Hükümdarlığın İzinde" adlı kitabının sayfa 111'de " Kıpçaklar, Guzlar'ı güneye, Peçenekler'i batıya, Karluklar'ı güney-doğuya ve Ugorlar'ı kuzeydeki orman içlerine ittikten sonra bütün eski K'ang-chü toprakarının sahibi oldular ve bu tarihten itibaren de, bu bölgeye, Deşti-Kıpçak yani Kıpçak bozkırı denildi." Deşti(n) deresi buradaki Deşt-i kelimesi ile bir benzerlik sağlamaktadır. Balikli köyünün güney batısında Musabeyli ilçesinin kuzeyinden Haciler (Kulyenli) köyünün doğusunda yer alan Keânyuri adında bir mevki adı bulunmaktadır. L. N. Gumilev'in "Muhayyel Hükümdarlığın İzinde" adlı kitabının sayfa 204'de " Munke daha sonra Kuban'da Alanlar'ı yenerek, poleves ordusundan arta kalanları kovalaya kovalaya Don civarına geldi. Aynı sıralarda Batu'da asıl kuvvetlerle Ryazan Knâzlığına gelmiş ve Ryazan'ı ele geçirmişti. Moğollar, bunu müteakiben Vladimir Knâzlığına saldırdılar ve Suzdal'ı yakıp yıktılar. Kumandanlarına başkenti savunmalarını emreden Knaz Yuri, kuzeye gönüllü toplamak için gitti. 7 Şubat 1238'de Vladimi'i zaptetmiş olan Moğollar, 4 Mart'ta Sit Nehri'nde Yuri II'nin topladığı gönüllü milislerle yaptıkları savaşı -ki Yuri de bu savaşta ölmüştür. " Diye belirtmektedir. Musabeyli ilçesinin batısındaki Keân(yuri) mevkinin yuri ekiyle Kanaz Yuri'nin, Yuri ekleri benzerlik göstermektedir.


Barak'lara gelince;


Prof. Dr. László Rásonyi'nin "Doğu Avrupada Türklük adlı eserinde sh 175'de Romanya'da Baracescil köyü Prahove vilayetinde eski bir köyün adıdır. Barak, Kıpçakta bir Kuman kabilesinin adıydı. 1229'da Kirman valisi bir Barak idi. Cingiz Han çocuklarından birinin adı Barak idi.


Barak adı, Dede Korkut kitabında, Oguzhan efsanesinde geçmektedir. Kazaklar hakındaki vesikalarda hiç olmaz ise 10 Barak adını bulabiliriz. Kırımda Barak Eli, Ortasyada Barak Kurgan adı bulunmaktadır.


Çuvaşlar arasında Tatar menşeli kişi adı olarak Barkan-Dey adı geçmektedir. Barak adını Uygurlarda görmekteyiz. Bir de Barak uzun tüylü köpek adı olarak geçmektedir. Macaristan'daki Kumanlarda da bir boy adı olarak görülmektedir.


İtil-Ural Türkleri kitabı sayfa 304 de "Başkurdistan'a gelmeden önce eski Başkurt boylarının (Bacgard-Burcan) etnik ortamında bulunmuş olan Kudey ve Bişbul boyları, köken itibarıyla Türk tür." Diye yazmaktadır. Buradaki Kudey kelimesi de Kilis'te Kıdey ve kudey diye geçmektedir.


Yukarıda Kıpçak ve Kuman (Kaman) geçen yerleşim yerlerini ayrıca Barak bir Kuman ailesi olduğu göz önüne alınırsa Kilis'te köy ve muhit ismi olarak görmek tamamen bir rastlantı değil, Kilis'te Kıpçak ve Kaman(Kuman) lara rastladığımızı göstermektedir. Bu arada belirtmek istediğim Gündeger köyünün tekrar eski adı olan "KAMAN" adı verilmelidir.


Faydalanılan Kaynaklar:


1-İtil-Ural Türkleri; Raim Gumeroviç Kuzeyev, Selenge yayınları, (Rusca'dan çeviren Arif Acaroğlu), İstanbul-2005

2-Tuna Köprüleri: Prof. Dr. László Rásonyi, Türk Kültürü Araştırma Enstitüsü, Macarcadan çeviren Hicran Akın 1984-Ankara

3-Muhayyel Hükümdarlığın izinde; Lev Nikolayeviç Gumilev, Selenge Yayınları, Ruscadan çeviren D. Ahsen Batur, İstanbul-2003

4-Ermeni Kaynaklarına göre Moğollar, A. G. Galstyan, Ekler ve Açıklamalar ile Rusça'dan çeviren İlyas Kamalov, Yeditepe yayını, Haziran

5-Doğu Avrupada Türklük, Prof. Dr. László Rásonyi
Köşe Yazıları

Kilis Hakkında

Kilis Genel Bilgiler
İl Plaka Kodu: 79
İl Nüfusu: 114724
Merkez Nüfusu: 70670
Yüzölçümü: 1642 km2
İlçeleri: Elbeyli, Musabeyli, Polateli
Beldesi: Yavuzlu (Merkez)
Kurtuluşu: 07.12.1921
Telefon Alan Kodu: 348

Atatürk diyor ki:

"İlk defa ayak bastığım bu Türk şehrindeki uyanıklığa cidden hayran kaldım. Ve bir daha iman ettim ki bu millet asla ölmeyecektir. Var olun Aziz Kilisliler!"
Mustafa Kemal ATATÜRK