İzmir Kilisliler Kültür ve Dayanışma Derneği
A. Coşkun DALGIÇ - 21.04.2007
Bu Kilis köşesinde gıda ile ilgili yazı yazacaksanız tabi ki geçmiş günlerde hatıralarımızda kalan o güzel tatları, kokuları ve lezzetlerden bahsetmeniz gerekir. Dünya küçüldü, dünyanın her yerinden istediğiniz ürüne ulaşabiliyorsunuz. Fakat hatıralarınız bir kurcalar iseniz şimdiki tatların çok daha farklı bir tat olduğunu düşünürsünüz. Çok iyi hatırlarım, Nemika kastelinin orada köylerden gelen köy arabalarındaki yoğurtların, kaymakların, peynirlerin, tereyağlarının kokularını, ağzınızdan gitmeyen o güzel tatları. Şimdi markete gidiyorsunuz, kaymak devamlı var, yok diyorsunuz kaymak baharda olur, o zaman alalım, bu mevsim bunda bir iş var diyorsunuz, fakat bahar geldiğinde aldığınız kaymak yine o kaymak değil. Peynir diyorsunuz aynı yoğurt tereyağ keza aynı durumda. Tabi birde sabah pazarında turfanda ürünler aklımın ucuna takılıyor, hemen salatalıklar ve domates aklıma geliyor.

Şimdi çocuklarımız domates ve salatalığın mevsimini bilmiyor. Domates çıktığı zaman Hudarcılar çarşısında Habib ustanın dükkanına ilk düştüğünde sandıkların arasından domateslerin seçilmesi, ya kapı onünde atlı araba ile Habib ustanın gelmesini beklemek. Marketlerde şu anda hepsi çok güzel dizilmiş bir şekilde artık onlar bizi bekliyor. Ama eksik olan bir şeyler var; dostluklar gibi, bunlar belki o zamanın yokluğunda özlemden kaynaklanıyor olabilir, ama bence yine bazı farklılıklar var. Bunların tabi ki birçok bilimsel açıklaması var, bilim çok farklı şekilde yeni ürünleri önümüze altın tepside sunuyor. Ama ben o ruhu olan, çarşıdaki muhabbeti olan gıdaları özlüyorum.


Saygılarımla.

Gıda Yük. Müh.

Y.Doç.Dr. A. Coşkun DALGIÇ
Gaziantep